15 Temmuz 2017

55 saatten fazla mesai zararlı


Ofiste uzun saatler boyunca kalmak sadece sosyal hayatınızı değil, kalp sağlığınızı da olumsuz etkiliyor

 İngiltere’de yapılan kapsamlı bir araştırma, haftada 55 saatten uzun süre çalışanlarda ‘atriyal fibrilasyon’ (AF) adı verilen kalp ritmi bozukluğu ihtimalinin yüzde 40 oranında arttığını ortaya koydu.

Araştırma, dünyanın önde gelen eğitim kurumlarından University College London’da yapıldı. İngiltere, Danimarka, İsveç ve Finlandiya’dan, çoğu orta yaşlı olan 85 bin 494 kadın ve erkeğin çalışma rutinleri incelendi. Avrupa Kalp Dergisi’nde (European Heart Journal) yayımlanan araştımanın ayrıntıları şöyle:

Katılımcılar, çalışma rutinlerine göre üç gruba ayrıldı:
Haftada 35-40 saat çalışanlar kontrol grubu olarak belirlendi.
Araştırmanın başında, katılımcıların hiçbirinde AF yoktu.
10 yıl süren izlemenin sonucunda, her 1000 katılımcının 12,4’ünde AF görülmeye başlandı.
Fakat oran, haftada 55 saatten fazla çalışanlar arasında yüzde 17,6’ya yükseliyordu.
En çok çalışan katılımcıların daha kilolu ve daha yüksek tansiyon sahibi olduğu, daha fazla sigara ve alkol de tükettiği gözlendi.

Araştırmacılar kilo, tansiyon, sigara ve alkol faktörlerini dışarıda tutarak hesap yaptığında da, bu faktörlere sahip olmayan ancak 55 saatten uzun çalışan katılımcılarda AF yine daha yüksek oranda görüldü.

Kaynak: http://t24.com.tr/haber/55-saatten-fazla-mesai-olume-davetiye,414459

 

12:41 0

31 Aralık 2013

Google Zurich Ofisi



Tasarımı "Camenzind Evolution" tarafından yapılan Google Zurich ofisi, Mart 2008 yılında tamamlandı. 12.000 m2 alanda 800 iş istasyonu mevcut. Ofis, Google ruhunu tamamen yansıtıyor denebilir. Aşağıda, Google Zurich ofisinden fotoğraflar yer almaktadır:

 















Kaynak:
http://www.camenzindevolution.com
http://www.businessinsider.com/googles-zurich-office-2013-12

08:00 0

30 Aralık 2013

Linkedin Empire State Building Ofisi


Linkedin, popüler bir profesyonel sosyal ağdır. Linkedin üzerinden kariyer profilinizi oluşturarak meslektaşlarınızla bağlantılar kurabilir, iş fırsatlarını takip edebilir, işinizle ilgili gelişmeleri paylaşabilirsiniz. Şu ana kadar 250 milyon kullanıcısı vardır.

Linkedin, Empire State Binasındaki ofisinin kapılarını açtı. Aşağıda ofis fotoğraflarından bazılarını görebilirsiniz.









  


 







 Kaynak: http://www.businessinsider.com/take-a-tour-through-linkedins-offices-high-up-in-the-empire-state-building-2012-2

23:48 1

İngilizce Outlook İşyeri Dışı Mesajları


Outlook işyeri dışı mesajımızı nasıl aktif hale getireceğimizden burada bahsetmiştik. İşyeri dışı mesajlarınızı İngilizce olarak da yayınlamak isterseniz aşağıdaki birkaç seçenekten faydalanabilirsiniz.


>> I’m out of the office and will be back at April 3rd. For immediate assistance please contact me on my cell phone at 00123456879. 

>> I am out of the office till [..day, date] and your email will not be forwarded. For any urgent matters, please contact [name] aaa @ aaa.com

>> Thank you for your email. I am out of the office from [..day, date] to [..day, date] and unable to respond at this time.

>> Thank you for your email.  I will be out of the office from [...date] returning on [...date].  Please leave a message and I will get back to you on my return.  Regards [name].
 
>>  I am currently out of the office. My emails are not being forwarded. Alternatively please forward all urgent emails to [name] at [email address].



Tags: English out of office e-mail examples, outlook english email reply

01:07 1

29 Aralık 2013

Yeni Başlayanlar ya da Heves Edenler İçin Home Office Çalışma Rehberi


Mizahi haber sitesi Zaytung, bakın Home Office çalışmaya heces edenler için hangi tavsiyelerde bulunuyor:

Sabah 9, akşam 6 çalışıp, günün en az iki saatini iş-ev arası mesafede helak olarak geçirenlerin en büyük rüyasıdır home office çalışmak. Bir çok insan, illa haftanın en az beş günü, günün en az 9 saati bir dört duvar arasına sıkışacaksa bu duvarların kendi evine ait olmasını tercih eder. Lakin home office’i tecrübe edenlerin tembel hayvanına dönüp toplumsal hayattan süratle koptuğu ve bir süre sonra evden çıkmamak için belediye ekiplerine direndiği de bir gerçek. Bu hafta sizler için, tüm yönleriyle evde serip çalışmayı mercek altına aldık. Buyrun: 

1 – İkna: Home office modelde arkadaşlarınızı ve ailenizi çalıştığınıza ikna etmek en zorlu süreçtir. Bütün gün eşofmanlarınız ve yağlı saçlarınızla paspal paspal evde oturduğunuzu gören anneniz, trilyon da kazansanız gerçek bir işte çalıştığınıza ve her ay düzenli olarak para aldığınıza inanmaz. Bu sebeptendir ki, siz çok önemli bir telefon konuşması yaparken odanıza elektrik süpürgesiyle dalacak, ziyarete gelen dayınızla iki çift laf etmeniz için sizi uyaracak, kabul gününde çay servisine yardım etmeniz için darlayacaktır. Gerekirse odanızın duvarına vergi levhası asın, evde boynunuza şirketin yaka kartını asıp dolaşın ama bir şekilde çevrenizdekileri bir işiniz olduğuna ikna edin... 

2 - Beslenme: Home office çalışmanın normal iş yaşamına nazaran türlü avantajları olmasına karşın, dünyada halen fazla rağbet görmemesinin temel sebeplerinden biri, evde çalışan adama kimsenin sodexo vermemesidir. Başta üşenip 3 öğün dışarıdan yemek sipariş etseniz de, kazandığınız bütün paranın gıda harcamasına gittiğini farketmeniz çok uzun zaman almayacak. El mecbur karnınızı doyurmak için kendi başınızın çaresine bakacak, mutfağın sihirli dünyasını keşfetme yoluna gideceksiniz. Ortalama bir home office çalışanı, ilk 1 yıl içerisinde yaprak sarmasından mantıya dek geniş bir yelpazede yemek yapabilecek ustalığa erişebilmektedir. 

3 - Çalışma pozisyonu: Uzanarak çalışmak, yatarak çalışmak gibi kulağa hoş gelen şeylerin bir süre sonra uyuklayarak çalışmaya döneceğinden hiç şüpheniz olmasın. Uyumasanız bile günde 10 saat bir kanepede uzanan adam bir süre sonra o kanepenin şeklini alır, anatomisi bile ona göre evrimleşir. Siz siz olun, en azından kendinize adam gibi bir masa ve rahat bir sandalye temin edip bunları arada bir de olsa kullanın. Üstelik söz konusu masa-sandalyeyi ofis tipi mobilyalardan seçerseniz, çevrenizi gerçekten bi iş yaptığınıza ikna etmeniz de kolaylaşacaktır. 

4 - Mazeret: Yalan söyleme olanaklarınız ciddi şekilde kısıtlanır. Zorda kaldığınızda "şu an bi görüşmedeyim" diye kapatabileceğiniz telefonlar, Kiev'de oluşunuzu "bayi toplantısı vardı hayatım"a bağlayabileceğiniz seyahatler home office çalışmada pek olası değildir. Mümkün mertebe yalan söylemekten uzak dururken, "abi çok sıkıştım, bi işiyim ben dönücem sana" seviyesinde bir açık sözlülüğe varmamaya dikkat edin. Bunun yanında rapor, mazeret izni gibi şeyleri de unutun. Değil grip, isterseniz verem olun, patronunuzu asla inandıramazsınız. Biraz iyi yürekliyse en fazla çiçek gönderecek , geçmiş olsun demek için aradığında, "neyse sen yattığın yerden şu işleri hallediver bir zahmet" demeyi ihmal etmeyecektir. 

5 - Sosyalleşme: Normal bir ofis hayatının en cazip yanlarından olan “çalışanlar arası sosyalleşme ve mümkünse çiftleşme olasılığı”, home office'de pek mümkün değildir. Bu açığı evde canınız istediğinde rahat rahat porno izleyebilme lüksüyle bir miktar kapatabilirsiniz ama dikkat etmezseniz bir süre sonra bunu standart bir ilişki biçimi haline getirip “seks yapıcam diye ne çekicem onun bunun ağız kokusunu, kendime kendime yeterim bundan sonra" kafasına geçmeniz çok olası. Ayrıca adında home geçiyor diye illa orada çalışmak zorunda değilsiniz. Arada bir bilgisayarınızı alıp saatlerce kurulabileceğiniz ekonomik kafeler falan bulun. Dışarı çıkma alışkanlığınızı canlı tutmazsanız, bir süre sonra saçı sakalı salmış, epilasyonu hayatından çıkarmış, üzerindeki 2 haftalık eşofmanlarıyla yek vücut olmuş bir meczuba dönüşmeniz kaçınılmaz olur. 

6 - Enformasyon: Nice home office çalışanı vardır ki, işten kovulduğunun ya da şirketin battığının çok geç farkına varır. İş bu yüzdendir ki, ara sıra da olsa hala bordrolu bir çalışan olup olmadığınızı kontrol etmenizde büyük fayda var. Yoksa evde bilgisayar başında ne olduğunu anlamadan çalışmaya devam etmeniz işten bile değil... 

7 - Eğlence: Artık patron geldiğinde alt+tab kombinasyonuyla excel açmak ya da telefonla konuşuyormuş gibi yapmak gibi zevklerden mahrumsunuz. İşten gizlice kaytarmak, çalışma hayatından alınan keyfi önemli ölçüde artıran bir eylem olduğundan, evde ne alışveriş sitelerinde dolaşmak ne de Facebook’ta oyun oynamak size eskisi gibi heyecan vermeyecektir. Bu sorunu aşmak için evdeki diğer bireylerden yardım alabilirsiniz. Misal, annenizden arada bir aniden odanıza dalıp monitörünüzü kontrol etmesini, tam akşam 6’da mail atarak toplantı isteği yollamasını falan isteyin. Eğer yalnız yaşıyorsanız ufak bir kişilik bölünmesiyle de bunu halledebilirsiniz. Bu konuda Gollum, sizin için ideal bir örnek sayılabilir... 

8 - Ekonomi: Home office çalışmak, markete sık sık sipariş vermek demektir. Markete sipariş vermekse, "dur ya şimdi bi paket sigara için de aramak olmaz bi şeyler daha söylemeliyim" duygusunu beraberinde getirip evi kısa sürede şarküteriye çevirmeniz anlamına gelir. İhtiyacınızdan fazlasını almamaya özen gösterin. Almak durumunda kaldığı tekerlek kaşarlardan kendine bilgisayar masası yapabilen home office çalışanları var, unutmayın. 

9 - İmaj: Patronunuz arada sırada bile olsa "lan ben bu kadar zamandır kime maaş veriyorum acaba" diye düşünüp, sırf gül yüzünüzü görmek için görüntülü toplantı isteyebilir. Bu tip toplantılarda web cam'den bile olsa iyi görünmek önemlidir. Yalnız, toplantı sırasında patronunuzla konuştuğunuzu unutup "ben bir kahve alıp geliyorum" gibi cümlelerle ayağa kalkmayın. Adam size maaş veriyor diye bir de tazmanya canavarlı boxerınızı görmek zorunda değil. 

10 - Mesai saatleri: Belli bir mesai saatinin olmaması başta şahane bir şey gibi görünse de, bir süre sonra uyuduğunuz süre hariç tüm saatlerin mesai saatine dönüştüğünü, gecenin 2'sinde bilgisayar başında çalışırken "9-6 iyiydi lan, en azından kaçta çıktığımız belliydi" diye düşündüğünüzü hayretle fark edeceksiniz. Kendinize normal mesai saatleri koyup onlara riayet etmeye çalışın diyeceğiz ama o da pek mümkün değil. Neyse, buna alışmaya çalışın en iyisi… 

http://www.zaytung.com/blgdetay.asp?newsid=205476

13:49 0

3 Ağustos 2011

Ofiste klima çarpması


Sıcak yaz günlerinde klimalar, günlük yaşantımızı son derece kolaylaştırabilir, hele de nemli bir iklimde yaşıyorsak! Klimaların asıl olarak iki önemli işlevi vardır; havayı soğutmak ve havadaki nemi düşürmek. Klimalar aynı zamanda, vücudumuzun ısısını kendi kendine düşüremediği durumlarda gelişen ve hayati tehlike taşıyabilen sıcak çarpmasından da korur. Klimalar son derece faydalı aletler olmalarına rağmen doğru kullanılmadığında çok fazla sağlık sorunlarına da neden olabilir.



Ne yapmalıyız?

- Dış ortam ile ofis ortamı arasındaki sıcaklık farkını 6-8 derece seviyesinde tutun. Örneğin dışarısı 32 derece ise klimanızı 25 dereceye ayarlayın.

- Klimanızı sürekli açıp kapamak yerine uygun bir sıcaklığa ayarlayarak sürekli ama daha verimli çalışmasını sağlayın. Klima gücü seçimini ofisinizin büyüklüğü ile orantılı olarak yapın.

- Klimanın doğrudan üzerinize hava üfleyeceği bölgede oturmayın.

- Klimanızın bakımını ve filtre değişimlerini düzenli olarak yaptırın.

- Uygun aralıklarla mola vererek temiz hava alın. Ofiste olmadığınız zamanlarda ofisinizin havalanmasını sağlayın.

11:00 4

1 Ağustos 2011

Ofiste yaz zor geçiyor


Yaz sıcaklarıyla terlemeler, dolayısıyla klima kullanımı artıyor. Terleyen vücut klimalı ortamlardaki ani ısı değişimleriyle zaten gün içinde yaşadığı olumsuz ergonomik koşullara yenileri eklenmiş oluyor. Boyun ve omuz tutulmalarını, baş ağrılarını önlemek için ofis ortamlarında doğru havalandırma koşulları yaratılmalı. 


Küçük egzersiz hareketleriyle vücudu rahatlatmaya, doğru zamanlarda temiz havada molalar vermeye dikkat edilmeli. 
 
Klimalı ortamlara girerken vücut ısımızı alıştırmaya çalışmalı ve soğuk havanın doğrudan üstümüze gelmesini önleyip yukarıdan hava sirkülasyonu yapacak şekilde ayarlanmalı. 

Kalabalık ofis ortamı ve yoğun çalışma koşullarına uygun bir havalandırma sisteminin olmaması durumunda algıda zayıflık oluşur. Bu hatalarda ve tekrar sayısında artışa yol açar. Sağlık ve
işgücü kayıpları yaşanır. 

Çalışma ortamınızda iyi bir havalandırma sistemi yoksa, mini bir fanla ortamı havalandırabilir ya da uygun zaman aralıklarıyla açık havaya çıkılabilir. 


Çiğdem Özcan, Fizyoterapist 

Kaynak: Radikal Gazetesi

10:30 1

29 Temmuz 2011

Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yolları


Ursula Markham 

Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yolları
How to Deal With Difficult People (Thorsons Business)
 

Yayınevi: Remzi Kitapevi
Sayfa Sayısı: 176 sayfa

 

Eleştiriler ile nasıl başa çıkılır? Üç temel kişilik tür arasındaki farlar neler? Çatışmalardaki stres nasıl azaltılır? İş eğitimi ve personel danışmanlığı alanında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Ursula Markham, yeni kitabında bu sorulara yanıt veriyor. Kitapta,  iş dünyasında sıkça karşılaşılan zor insanları tanıma ve onlara karşı uygulanabilecek davranış yöntemlerini belirleme konusunda pratik tavsiyeler yer alıyor.




· söz kabadayılığına nasıl karşı durulur, eleştirilerle nasıl başa çıkılır?
· müzakere tekniği, altınızda çalışan elemanlardan en iyi verimi almak için ne yapmalı?
· üç temel kişilik türü arasındaki farkları anlamak
· etkili iletişim kurmak, hayır demeyi öğrenmek
· başkalarını motive etmek
· çatışmalar sırasında ortaya çıkan stresi azaltmak

21:20 0

17 Temmuz 2011

Skype Stockholm Ofisi


Skype Stockholm Ofisi
Skype İnternet üzerinden, ücretsiz ya da oldukça ucuz maliyetlerle iletişim ve telefon görüşmesi yapılmasını sağlayan bir yazılımdır.

Özellikle ev-ofis çalışanlar, evden çalışırken müşterileriyle ve  bağlantı kurmak için Skype'ı kullanablir, görüntülü çağrı ile telefon faturalarından tasarruf edebilir, tüm iş ve kişisel bağlantılarını yönetebilir.


17:41 0

9 Temmuz 2011

Kişisel Gelişim Kitaplarıyla Başarıya Ulaşabilen İlk Ofis Çalışanı


Mizahi haber sitesi Zaytung, bir ofis çalışanının kişisel gelişim çalışmasını bakın nasıl anlatıyor:

Kişisel Gelişim Kitaplarıyla Başarıya Ulaşabilen İlk Ofis Çalışanı, Başarısının Sırrını Paylaştı: "Kişisel gelişim kitabı yazın"


İlk kitabı "Ofisteki Dahi-Kendini Keşfet" ile büyük ilgi gören Kişisel Gelişim Uzmanı Candaş Ataman, kitabının 20. baskısı şerefine düzenlenen imza gününde okurlarıyla buluştu. Geçen seneye kadar kendisinin de kişisel gelişim, etkili iletişim, insanları tanıma ve etkileme bilmemnesi gibi kitaplara para döken sıradan bir ofis çalışanı olduğunu belirten 34 yaşındaki genç yazar, "Yaklaşık 10 yıl süren bu içsel yolculuğumun ve kendimi tanıma sürecimin sonunda ne içimdeki çocuğa ulaşmayı ne de gizli enerjimi ortaya çıkıp kariyerimde yükselebilmeyi başarabildim. Sinirden kitapları yakmaya kalktığım bir akşam eşim bana 'Yapma Candaş, onlara dünya kadar para saydın, yazık günahtır' diyerek beni durdurmaya kalkınca kafamda bir ışık yandı..." sözleriyle kendisini zirveye taşıyan ilk kitabının ortaya çıkış öyküsünü anlattı.

"Kişisel gelişim, masrafını çıkardı"
Her şeyin bundan 10 sene önce başladığını söyleyen başarılı insan Candaş Ataman, "5 adımda liderliğe giden yol" adlı seminerle çıktığı yolculuğun tüm ayrıntılarını okurlarıyla paylaştı. O seminerin ardından, taş çatlasın en fazla 6-7 adımda zirveye çıkacağına ikna olduğunu belirten Ataman "Belki o 6-7 adım konusunda yanıldım, içsel yolculuğum tahmin ettiğimden fazla sürmüş de olabilir. Hatta bu süreçte bazen umutsuzluğa düştüğüm zamanlar bile oldu ancak her şeye rağmen pozitif düşünerek, evrenin benim için iyi bir planı olduğuna inancımı sürdürerek ve tabii biraz da şans ile işte şimdi olduğum noktaya kadar geldim. Daha ilk kitabımda çok güzel bir satış rakamına ulaştım ve çok şükür iyi de para kazandım. Şimdilik anca bugüne kadar yaptığım masrafı çıkarmış olsam da, bundan sonraki kitabımla kar etmeye de başlıycam inşallah" diyerek düşünce gücü ile başardıklarını ortaya koydu.

Sancılı süreç
"Pembe kömür", "Lehman Brothers’tan piyasada ayakta kalmanın yolları", "Kaç beden dili biliyorsunuz?", "Düşünce gücüyle düşünme" gibi birçok yayına servet ödemekten çekinmediğini ve başarıya giden yolda kimsenin masraftan kaçmaması gerektiğinin altını çizen Ataman, 32 lira değerindeki imzalı kitabını almaya gelen hayranlarına hikayesini anlatmaya şu şekilde devam etti:

"Ben de bir zamanlar, sabah 8 akşam 6 bir ofiste çalışan sıradan bir beyaz yakalıydım. Basit bir satın alma elemanı iken tanıştığım kişisel gelişim mucizesiyle önce kendime hedef koydum, sonra da o hedefe doğru emin adımlarla yürüdüm. Amacım belliydi, en kısa süre içinde satın alma müdürü olacaktım. Artık fazla düşünmekten ya da aşırı konsantrasyondan mı nedir bir türlü varamadım o hedefe. Zaten daha bu işlerle uğraşıp da bir şey olanı görmemiştim ömrü hayatımda. Ama işte tam da her şeye lanet edip, evdeki kitapları yakmak üzereyken kitaplıktaki en ucuz gelişim kitabının 20 lira olduğunu farketmemle kafamda birden ışık yandı. Hemen kaba bir hesap yaptım, şu kitabın aynısını ben yazsam, şu kadar olsa, şu kadar satsa diye falan derken, hiç vakit kaybetmeden bilgisayarımın başına geçtim. Hayat öyle bilinmezlerle doludur ki bazen her şeyden vazgeçerken o sana gülümseyerek sürprizini sunar: Evet, ben artık bir yazar olmalıydım."

"Ben, ofisteki dahiyim"
Yaşadığı ani aydınlanmanın ardından bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde biraz kendi tecrübelerini aktararak, çoğunlukla da okuduğu kitaplardaki önemli detayları copy-paste ederek ilk eserini tamamladığını anlatan Ataman, Ofisteki Dahi'nin bizzat kendisi olduğunu da söylemekten çekinmedi.
...
Yeni kitap müjdesi
...
Okurlarının sorularının ardından Candaş Bey'in kendi başından geçmiş gibi anlattığı ilginç anektodlarla devam eden imza günü, yazarın okurlarına "Ofisteki Dahi- Hedef Odaklılık ve Bir şeyler Daha" adlı kitabının müjdesini vermesiyle sona erdi.

18:47 0